freelancer

İleri Eğitim

Eğitimin Eğmesi Gerekiyor mu?

4 Nov , 2016  

Eğitim, aslen “eğmek” kökünden geliyor. “Eğitim Sistemi” ise, bu sistemdeki kişilerin eğitmen eliyle şekillendirilmesi süreci olarak tanımlanabilir. Talebeler ise, bu işe talip olan, kendi gönül rızası ile bu “şekillenmeyi” kabul eden insanlardan oluşuyor oluşuyordu. Fakat günümüzde, bahse konu kelimelerin karşılıkları ters yüz olmuş durumda. Eğitimcilerin temel fonksiyonu artık öğrencileri sadece kendi doğru ve yararlı gördükleri çerçeveye göre şekillendirmek değil. Talebelerin, öğrencilerin üniversiteye geliş gayelerinin de artık sadece “şekil almak” olmadığı aşikâr. Olmaması da gerekiyor.  Zira mevcut terminoloji ve eğitim felsefesi, birinci kuşak ve ikinci kuşak üniversitelerin genel yaklaşımını yansıtıyor. Peki, üçüncü kuşak olarak adlandırılabilecek eğitim sistemini nasıl hayata geçirebilir ve günümüz koşullarına göre şekillendirebiliriz? Üçüncü kuşak eğitim sisteminin temel yaklaşımlarından bazıları  ise şunlardır:

  • Bilgiye ulaşım ve bilginin kullanımı, hiç olmadığı kadar kolay ve masrafsızdır.
  • Eğitimci, öğrencilerin bilgiye nasıl etkili biçimde ulaşılacağını gösteren bir rehber rolündedir
  • Eğitim mekânı sadece üniversiteler değildir; sosyal yaşam alanları, işletmeler, devlet kurumları da eğitim mekânı olarak işlev görebilir
  • Gelişen teknolojik sistemler sayesinde eğitmenin fiziksel olarak eğitim ortamında bulunması dışında, eğitmenin uzaktan eğitim vermesi de mümkündür.
  • Sistem her sunulanı kabul eden öğrencilerden çok; sorumluluk sahibi, sunulan bilgileri kritize eden, kendi bakış açısını geliştirebilecek öğrencileri hedeflemektedir.
  • Girişimci mezunların yetişmesi, üçüncü nesil üniversite felsefesinin öncelediği hususlardan birisidir.

Görüldüğü gibi, üçüncü nesil üniversite ve eğitim yaklaşımını, mevcut sistemdeki uygulamaların ve alışılmış sistemlerin büyük ölçüde dönüştürülmesi ve güncellenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, sistemin sadece teknik olarak yenilenmesinden ziyade, sosyal ve teknik yeniliği kaynaştıran, sosyo-teknik inovatif yaklaşımlara ve uygulamalara ihtiyaç bulunmaktadır.

Bahse konu sosyo-teknik inovatif  uygulamalar sayesinde, eğitim sisteminin yaratıcı, sorumluluk sahibi, kendi beceri ve kapasitelerinin şuurunda olan bireyler yetiştirmesi mümkün olabilecektir. Teknik inovasyondan farklı olarak “Sosyal İnovasyon”; karşımıza çıkan buhranlar, çözülmesi veya iyileştirilmesi gereken meseleler karşısında; daha etkili, verimli ve sürdürülebilir çözümler ortaya konulabilmesidir. Sosyal İnovasyon, bahse konu çözümlerin birey odaklı olmaktan ziyade toplumun geneline hizmet etmesi gerektiğine vurgu yapar.

Yukarıda anılan üçüncü nesil üniversite sistemlerinin hayata geçirilmesi açısında, sosyal inovatif yaklaşımlar elzemdir. Halihazırda birçok sosyal inovasyon örneği; öğrencilerin derse katılımını artırmak, öğrencileri iş hayatına hazırlamak, doğa bilimleri konusunda deneyim sağlamalarını teşvik etmek, simülasyon sistemleri ile gerçek olay deneyimi yaşatmak, öğrencileri pasif dinleyici konumunda çıkararak aktif katılımcı haline getirmek gibi dünya çapında başarılı olarak uygulanmaktadır. Bunlarda bazıları şunlardır: UDEMY sistemi (www.udemy.org) öğretmen ve öğrenci arasında veri paylaşımı sağlamaya, iletişim kurmaya ve canlı ders işlemeye imkan tanımaktadır. Harvard Ünivesitesi’nin geliştirdiği “vaka analizi” veritabanı sayesinde, her konu hakkında örnek vaka analizi bulunabilmekte ve olayın nasıl inceleneceği, hangi soruların tartışılabileceği anlatılmaktadır.

MIT tarafından, ekonomi dersi öğrencileri için, fiyat arz dengesinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak birçok bilgisayar oyunu geliştirilmiştir. Khanakademy, Open University, TEDx, gibi kurumların geliştirdiği sistemler sayesinde, istenilen konudaki bilgileri konunun uzmanlarından dinlemek mümkün hale gelmiştir. Yine Almanya’da uygulanan bir sistemle, üniversite dersleri üniversitede değil, işlenen konunun ilgili olduğu işletme birimlerinde yapılmaktadır. Örnek olarak, muhasebe dersi seçilen şirketin muhasebe biriminde yapılmaktadır. Üçüncü nesil üniversitelerin birçoğu, derslerin değerlendirmesinde sınavlar yerine proje ve grup çalışmalarını tercih etmektedir. Üniversite dersleri kapsamında şirket kurulması ve yönetilmesi, borsadan hisse senedi alınıp satılması gibi simülasyon sistemleri de hali hazırda uygulanan sistemlerdendir. Diğer taraftan, yeni yapılan üniversite kampüsleri, sadece üniversite yönetimlerinin değil, üniversite öğrencilerinin ve eğitimcilerinin de katkısıyla şekillenmekte, tasarım ve renkler bu beklentilere göre belirlenmektedir. Viyana Ekonomi Üniversitesi kampüsü, bu işbirliğinin güzel bir örneğini teşkil etmektedir.

Görüldüğü gibi, kullandığımız terminolojiye de yansımış olan mevcut “eğitim” sisteminin, yukarıda anılan sosyo-teknik inovasyonların desteği ile yenilenmesi, üniversietlerimin rekabetçi yapıya kavuşmaları, mezunların bilgili ve sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmeleri ve katma değer yaratabilmeleri açısından çok büyük önem arzetmektedir.

By


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *