innovation.1

İleri Eğitim, Yeni Ekonomi

Silikon Vadisinin Gizli Sosu – Kaçınılmaz Başarısızlıklarla Başarıya

18 Jan , 2017  

Her hatadan ders çıkartmanın önemini birçoğumuz biliyoruzdur, kaldı ki hemen hemen hepimiz bunu duymuşuzdur. Hata bize neyin işe yarayıp yaramadığını gösterme yönü ile çok güçlüdür. En basitinden tüm öğrenimler hatalardan gelir, yürümeyi öğrenmeye çalışan bir bebek gibi, sonunda başarılı olana kadar sürekli dener. Hiçbir zaman bir çocuktan bir şeyi ilk seferinde doğru yapmasını beklemeyiz, bir yetişkinden de karmaşık bir işi ilk seferinde tamamen doğru yapmasını veya anlamasını bekleyememeliyiz.

Peki, kendimizi kaçınılmaz başarısızlık için nasıl hazırlayabiliriz?

Jeff Hawkins, Palm’in, Handspring’in ve Numeta’nın kurucusuna göre, işler yavaş, yumuşak ilerleyince başarısızlığın yakınlığına dair endişeye kapılıyor. Handspring’in başındayken “Visor” adında kişisel dijital bir asistan yayınladıktan sonra, Jeff, büyük bir başarısızlığın eşiğinde olduğunu sezdi. İlk birkaç günde 100.000 civarında ürün kargoladılar, fakat tüm faturalandırma ve kargolama sistemi çöktü, bazı müşteriler parasını ödedikleri ürünleri alamadılar, bazıları yanlış fatura ile bazıları ise 3-4 ürün teslim aldılar. Yeni kurulmuş ve isim yapma aşamasında ki bir şirketin böyle bir afetle karşı karşıya kalmasıyla tamamen çökmeden, en az hasara indirebilmek için tüm müşterileri ile birebir görüşüp düzeltebildikleri tüm hataları düzelttiler(neredeyse tamamını). Jeff Hawkins bir şeylerin yanlış gideceğini bilmesi anahtar önem arz ediyor. Emin değildi ama yoluna çıkacak herhangi bir şeyle başa çıkmaya hazırdı.

Deneyimi ona başarısızlığın kaçınılmaz ve başarının anahtarının her kurşundan kaçmaya çalışmak değil, en hızlı iyileşmek olduğunu öğretti.

Çoğu bireyin yolu küçük ve devasa başarısızlıkla doludur. Önemli olan bu deneyimleri görüp değerli verileri değerlendirmeye fırsat vermek ve devam edebilmek.

Çoğu başarılı insan için, düşünebilecekleri en alt zemin lastikten oluşur, betondan oluşan çoğunun aksine. Bu şekilde dibi görüp, lastiği gerip kendilerini geri yükseğe fırlatılabiliyorlar başka fırsatların kapılarını aralamak için.

Bu konuda David Neeleman iyi bir örnek. Jetblue’nun kurucusu ve yönetici ama buraya gelirken başına gelenler “dibi” görme deyimini oldukça karşılamakta. David ilk başta Morris Air adlı havayolu şirketini kurdu, daha sonra onu Southwest Havayollarına 130 milyon dolara sattı. Daha sonra firmasını sattığı firmanın bir çalışanı oldu, sonrasında ise sadece 5 ay sonra işinden kovuldu. Sözleşmesinin bir parçası olarak 5 yıl boyunca herhangi bir havayolu şirketi kurmasından men ediliyordu. Bu bir ömür gibi süren bekleme süresini hayatının dönüm noktası olarak adlandırıyor. Hangi inşaları işe alacağını, kimlerle ve nerede çalışacağını derinlemesine detaylandırdığı bir dönem olarak. Sonunda bu rekabetten men süresi bittiğinde çok kötü gözüken bir durumdan tekrardan aşırı derece bir üreticilik ve yaratıcılık ile geri döndü

Yeni alanlara atılma her zaman bir meydan okuma, risk alama isteği ve yüksek başarısızlık ihtimali olmuştur. Ama risk almak tek taraflı işlemez. Hepimiz bazı tür riskleri kolaylıkla alabilirken bazıları rahatsız eder. Mesela bazıları paraşütle atlamayı severken, fiziksel riskleri sevmezken bazıları yeni insanlarla daha kolay tanışabilmekte ve güvenmekte. Hepimiz bazı riskli durumların risk hesabını göz ardı ediyoruz, diğerlerini ise abartıyoruz.

Eğer bir riski kabul ederseniz ve başarısız olursanız unutmayın ki bur öğrenme sürecinin doğal bir süreci. En önemlisi bazen başarısız olmuyorsanız, demek ki yeterince risk almıyorsunuz demektir.

 

Bu konuda yapılan araştırmalar, röportajlar ve ayrıntılı bilgi için:

https://medium.com/@tseelig/the-secret-sauce-of-silicon-valley-535a7dd11858#.uvs5v1hbn

 

Muhammed Ali Kul

By


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *