volunteer

İleri Eğitim

Yaratıcılık Öğretilebilir mi?

18 Jan , 2017  

Günümüzdeki eğitim modellerine bakıldığında hala geleneksel bir yapıda olduğumuzu itiraf etmemiz gerekir.Hala sınıflarda, öğretmenin gelip sıraya dizilmiş öğrencilere bişeyler anlatmaya çalıştığı “geleneksel eğitim-öğretim “ modelinden biraz sıyrılmanın vakti geldi. Günümüz dünyasında değişen her model gibi eğitim modelleri de yavaş yavaş yerini daha modern eğitim disiplinlerine bırakmaya başladı. Bu modellemelerin yakın zamandaki örneklerinden birisi de Stanford Üniversitesi ‘nden yaratıcı düşünce ve inovasyon alanında uzman Tina Seelig’in ‘Yaratıcı Düşünme Kuralları” dersi.

Tina Seelig  her ders başlangıcında öğrencilerinin inovatif düşünme becerilerinin gelişmesi için ve mental kapasitelerini artırmak adına çeşitli dans hareketleri ve egzersiz hareketlerini öğrencilerine yaptırıyor. Böylelikle öğrenciler derse başladıklarında daha verimli ve interaktif bir ders geçiriyorlar.Fiziksel aktivitelerin düşünme becerisini geliştirdiği kanıtlanmış bi gerçek. Tina Seelig ikinci bölümde ise verdiği dersin pratiğe dökülmesi adına öğrencilerini eyalet hapisenesindeki mahkumlarla konuşmaya götürüyor.Öğrenciler derste öğrendikleri ışığında hapisten sonra yeni bir hayat kurmayı planlayan insanlara karşılaşıcakları engelleri nasıl aşabilecekleri , nasıl iş kurabilcekleri, nasıl evlenebilecekleri konularında yenilikçi fikirler veriyorlar. Böylelikle öğrenciler derslerde işledikleri konuları pratiğe dökme fırsatı buluyorlar. Ayrıca hapisten sonraki yaşamını planlayan insanlara yardımcı olarak da bir sosyal sorumluluk projesinin üstleniyorlar. Dersi alan öğrencilerle yapılan röportajlarda öğrenciler bu şekildeki bir eğitimde kendilerini daha rahat hissettiklerini, eğlendiklerini ve aynı zamanda topluma yararlı olmanın verdiği mutluluğu dile getiriyorlar. Tek düze bir öğretimi engelleyen bu sistem öğrencileri başarıya motive ederek eğitim kalitesini de hatırı sayılır bir şekilde artırıyor diyebiliriz. Seeling ‘in bu modeli Amerikan basınında da geniş yer bulmuş ve beğenilmiştir.

Seeling modelini referans alarak kendi eğitim sistemimizde bazı değişiklere gidebiliriz. Hapishane ve tutuklu mahkum sayısı oldukça ülkemizde bu tür inovatif düşünceler değerlendirilebilir.Dar sınıf ortamlarından ziyade öğrencilerin derse daha iyi motive olacakları mekanlar tercih edilebilir. Örneğin bitki biyolojisi dersi için bir bahçelik bir alan seçilebilir. Düşünme kabiliyetini geliştirebilmek için spor yapılarak derslere başlanabilir. Tek düze okul formaları yerine farklılığı gösteren serbest kıyafet uygulaması ilk ve orta öğretimlerde uygulanabilir. Ayrıca hapisane örneğindeki gibi çeşitli sosyal projeler topluma insan kazandırma ve nitelikli insan yetiştirme anlamında uygulanabilir. Bu tür uygulamalar kitlesel başarıyı artırarak farklı düşünce ve yapıdaki insanları yetiştirir.Farklı düşünen insanlar ise her anlamda dünyayı değiştiren olmuşlardır. Seelig modeli gibi birden çok model dünya üzerinde kullanılmakta ve olumlu sonuçlar alınmaktadır. En basitinden bu uygulamanın yapıldığı Standford  Üniversitesi de dünyanın başarı anlamında sayılı eğitim kurumlarındandır. İnovatif ve yaratıcı düşünceler her zaman insanların kendini en rahat ve en mutlu oldukları yerlerde çıkmışlardır. Bunları da dikkate alarak eğitim sisteminin gerçek zamanlı projelerle desteklenmesi, öğrencilerin iş hayatına atılmadan üniversitede de pratik çalışmalara katılması sağlanmalıdır. Bu reformlar gerçekleştirildiğinde Türkiye her anlamda yetkin ,her alanda söz sahibi ve global vizyon sahibi bir ülke haline gelecektir.

Model ile ilgili detaylı bilgiye bu kaynaktan ulaşabilirsiniz:

https://medium.com/@tseelig/re-imagining-the-experience-of-going-from-prison-to-freedom-dd83d303d1ee#.3kvvya5ut

Caner Sahan

By


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *